The Witcher (Netflix) 1. Sezon İnceleme

En Büyük Canavarlar, Bizim Yarattıklarımız


38
38 Beğeni

Avrupa’nın en başarılı kitap serisinden uyarlanan, Netflix’in iddialı yeni serisi The Witcher’ın sezon sonu değerlendirmesini kaleme aldık. Star Wars’un bir bomba etkisi ile vizyona girdiği günün erken saatlerinde, bu sefer bir başka beklenti ile dolu kitle için yerini alan Netflix yapımı diziye, hem bir uyarlama olarak, hem de bağımsız, başlı başına bir dizi olarak not vermeye çalıştık.

İlk bölümün henüz ilk sahnesi ile dizi, atmosferine dair başarılı bir giriş yapıyor. Ardından o meşhur Blaviken Kasabı hikayesine tanık oluyoruz. Dizinin açılışından son sahnelerine kadar taşıdığı bu önemli hikâyenin, “ormandaki kız” anlatısı sezon için başarıyla planlanmış ve etkileyiciliğini korumuş. Ama bu arada, farklı zamanlardan giriş yapan karakterler ve beraberinde getirdikleri hikayeler ile anlatım karışık bir hal alıyor. Uyarlandığı serinin ilk iki kitabını ele alan dizinin işi zaten zorken, yaptığı seçimlerle durumu daha da zor hale soktuğu gözüküyor. Zaten zor çünkü ilk iki kitap, başı sonu belli olan bir örgü anlatım değil de, birbirinden bağımsız, yazarın zamanında dergilere verdiği hikayelerden oluşuyor.

Başrol?

Durum böyleyken üzerine senarist, Ciri ve Yennefer gibi ilk iki kitapta diziye kıyasla ismi az geçen karakterlere uzun dakikalar vererek, adı “başrol” olan ama altı çok dolu olmayan roller biçiyor. Ciri’nin Geralt ile olan bağını, “ormandaki kız” olma durumunu göz önüne alırsak bu daha anlaşılır oluyor. Fakat ne yazık ki Geralt ile olan kaotik ilişkisinden dolayı varlık süren ve Geralt’ın eylemlerinde büyük bir rol alması gereken Yennefer karakterini, hikayedeki bu önemli rolünden başarısız ve etkileyici olmayan bir başka hikayenin yoluna sokuyorlar. Bu giriştikleri riskli adımlar yüzünden iki önemli karakterin dakikalarını arttırarak “başrol” yapıldığı düşünülse de, dizi bu dakikaları faydalı değerlendirmiyor. Var olan dinamiklerini, bulundukları çevreyi, kavramları tam olarak açıklamada yetersiz kalıyor. Neyse ki, ilk sezonun ardından üçüncü kitap ile roman serisine giriş yapacaklarını düşünürsek, karakterleri ileride çok daha derli toplu, hikayeye ayak uydururken görebileceğiz.

The Witcher her fantastik eser gibi kendi ırkları ve tarihi olan bir yapıt, fakat insanların yaptıkları üzerinden şekillenen bir evrene sahip.

Henry Cavill daha önceden oyunlara, ardından proje ile kitaplara hâkim olduğunu sürekli dile getiren bir oyuncu. Sesini kullanmakta, başarılı bir fiziksel oyunculuk sergilemekte dersine iyi çalışmış. Dizide sayabileceğim en etkileyici sahnelerin kendisine ait olduğunu düşünürsek, hakkını da vermek gerekir. Ciri’yi oynayan Freya Allan ise, karakterine dair en başarılı oyuncu seçimlerinden biri olarak göze çarpıyor. Ciri’nin zekiliğini, hırçınlığını ve başından geçen trajik olayları canlandırırken hiç sırıtmıyor. Anya Chalotra’ya çizilen Yennefer portresini tam olarak asla bilemeyeceğiz ama görünenin ne yazık ki karaktere dair başarılı uyarlama olmaması ile birlikte, üstüne Geralt’ın dinamik ve ilginç hikayesinin yanında, dizi Yennefer’ın macerasına girmesi ile temposunu düşürüyor ve sıkıcı bir hal alıyor. İki karakterin kimyası ve enerjisi de, özellikle kitaplara hâkim olanlar için şimdilik ikna edici değil.

Son Söz

The Witcher her fantastik eser gibi kendi ırkları ve tarihi olan bir yapıt, fakat insanların yaptıkları üzerinden şekillenen bir evrene sahip. Güç arzuları taşıyan, iktidar savaşları veren, hayatta kalma amacıyla iyi veya kötü gibi ahlaki olguları çoğu zaman kenara atanların üzerinde yoğunlaşıyor. Kimin canavar olduğu kararlaştırılamayan bir dünya. Dizinin yer yer karanlık ve gotik havası da buradan geliyor. Geralt’ın meşhur sözü “Eğer bir kötü ile başka bir kötü arasında seçim yapmak zorunda kalırsam, hiç seçmemeyi tercih ederim.” kendini sürekli hatırlatıyor. Güvenli tarafı seçerek güvende olmadığın gibi iyi tarafı seçerek iyi de olmuyorsun. Anlattığı dünyanın acımasızlığını, merhametsizliğini seyirciye geçiriyor. Atmosfer konusunda istenileni başarıyor ve hikâye de 4-5 bölüm sonra nihayet oturmaya başlıyor. Ortalardaki karmaşık anlatısına rağmen, birleştirici ve güzel bir final yapıyor. Şimdilik dizi için nihai karar vermek zor olsa da, yer yer sırıtan CGI’ları ve bazı yan karakterlerin oyunculukları ile hafiften keyif bozan detaylarına rağmen; mekan ve müzik kullanımı, dövüş sahneleri, belli ki oyundan esinlenen müzikleri ile The Witcher ileriki sezonları için umut taşıyor.


Henry Cavill’in başarıyla canlandırdığı Geralt performansı
Mekanlar ve dövüş sahneleri gibi detaylar
Atmosfer
“Geralt of Rivia” parçası başta olmak üzere müzikler
Yer yer sırıtan CGI
Bazı oyuncuların performansları
Karışık ve zaman zaman aceleci olan anlatısı

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

38
38 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Galb Galb
42
Galb
Nezih Nezih
54
Nezih
Yogardık Yogardık
0
Yogardık
Öpük Öpük
0
Öpük
Ayıb Ayıb
3
Ayıb
Kırdın Kırdın
1
Kırdın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir