Oyun Geliştiriciliği, Death Trash, Berlin

Berlin’de bir oyun geliştirici ve sanatçı, Stephan Hövelbrinks ile samimi bir söyleşi


10
10 Beğeni

Birçoğumuz hayal etmiştir; bağımsız (indie) oyun geliştirici olmak… Meşakkatlerine katlanabilecek maddi ve manevi gücü barındıran ya da gözünü karartanların bir şekilde bulaştığı rengarenk bir kara delik.

Çelişkilerle dolu bu yolda emin adımlarla yürüyen Stephan Hövelbrinks ile ufak bir söyleşi gerçekleştirdim. Kendisi 30 yaşından sonra aile işini bırakıp hayallerinin peşinden koşan Velen’li bir oyun geliştirici. 2015 yazından beri geliştirdiği, post-apocalyptic (kıyamet sonrası) temalı ARPG (Action role playing game / Aksiyon rol yapma oyunu) türündeki Death Trash’in yayınlanmasına az bir süre kaldı. “Death Trash”, “Berlin”, “bağımsız geliştiriciler ve sanatçılardan oluşan kolektif bir yapı” ve “kendisinden” bahsettiğimiz söyleşiye buyurun efendim!

Stephan Hövelbrinks

Bağımsız oyun geliştirmeye yönelen kişilere, ki pek de az olmayan sayıdalar, “Ne faydası olacak?”, “Milyon oyun var, sende bir tane yapsan neye yarayacak?” gibi geri dönüşler olur; bağımsız oyun geliştirici olmanın altındaki o “büyük amaç” nedir? 

Oyun oynamaya başladığım günden itibaren, hep oyun yapmayı istedim. Bence oyunlar öz ifadenin mükemmel bir formu ayrıca üzerine çalışması da eğlenceli. Tabii ki var olan oyun yığınına bir başkası eklenmiş olacak fakat bu insanın içine işleyen ya da diğer insanların tecrübelerinden birçok duygu içeren bir şey yaratma şevkimizi azaltmaz. Sanatsal işlerimizin insanlar üzerinde yarattığı etki güçlüdür ve dijital dağıtım sayesinde bir kez piyasaya sürüldüğünde neredeyse sınırsızdır. Hala oldukça heyecan verici ve bir de bunun üzerine bir işletme ya da pazarlama odaklı herhangi bir anlaşma olmadan çalışmak, olayı daha da tatmin edici kılıyor.

Son zamanlarda Berlin’in Avrupa’nın teknoloji merkezi olarak yükselişini görüyoruz. Bu seni nasıl etkiliyor? Bir vatandaş ve bağımsız geliştirici olarak artıları ve eksileri neler?

Oyun yapan insanların yakınında olabilmek amacıyla eşimle beraber Berlin’e taşındık. O insanlarla tanıştım, çokça içgörü elde ettim. Ayrıca birkaç defa katıldığım “A Maze Festivali” de burada, bu sayede oyun yapımının bağımsız ve sanatsal tarafına dair daha fazlasını görebildim. Daha önce de farkındaydım fakat bu kadar derinden bağlı değildim.

Berlin’de yaşamanın en büyük artısı etkinliklere ve bağlantılara yakın olmak ve gerçek anlamda insanlarla tanışabilmek.

Bunun dışında vatandaş ya da oyun geliştirici olarak ne etkisi olduğuna emin değilim. Şu an evde kullandığım internet hala kırsalda kullandığım kadar yavaş.

Death Trash1

Eğer eline Rockstar, From Software gibi bir dev ile çalışma fırsatı geçseydi, yolunu terk eder miydin?

Death Trash bitmediği sürece asla başka bir işe başlamazdım, ne kadar vaatkar olursa olsun. Hayatımda birçok projeyi bitirmedim ama bu sefer ne olursa olsun peşinden gideceğim.

Death Trash sonrası için emin değilim. Muhtemelen kendi projelerime devam ederim ama gelecekteki ben bu konuda ne düşünür, tahmin etmek zor.

Death Trash renk paleti, görselleri çok hoşuma gitti. İlk gördüğümde uzun uzun görsellere, giflere bakmıştım. Takume’de de anlatımı güçlendiren bir pixel art vardı. Biraz bahsedebilir misin? Sanat geçmişin var mı? Aklındaki görsellere ulaşmak için neler yaptın?

Çizime başlayalı daha birkaç yıl oldu. Her zaman ayrıntılarla dolu dünyası olan bir oyun yapmak istedim ama ona uygun görseller yapamamak en büyük engeldi. Birkaç yıl önce bir tablet aldım ve çizmeye başladım. Başta çok acemiceydi, hala öyle diyebiliriz ama çizimlerim zamanla gelişti. Belki de resmi bir eğitim almamış olmam, tarzımın daha bana özgü hissettirmesini sağladı.

Bana en çok fayda sağlayan; diretmek ve buna paralel gerçek küçük oyunlar yapıp yayınlamak oldu. Konuyla alakalı çokça tecrübe edinmek için zemin hazırladı. Diğer yandan birkaç yıl boyunca her gün bir resim çizdim. Bunun için de Daily Art Streak’i üs edindim. (bahsi geçen üs)

deathtrash2

Death Trash nasıl gidiyor? Kendine GDD (Oyun Tasarım Dokümanı) hazırladın mı? Kaotik mi ilerliyor? Biraz bahseder misin?

Death Trash’in geliştirme süreci oldukça iyi ilerliyor. Aklımda birkaç fikir beliriyor, onları not ediyorum, en nihayetinde “oyun dünyasının incili” dolmuş oluyor. Şimdi dikkatimi tamamen oyunun içeriğine çevirebilirim.
İlk birkaç yıl için, oyun ortamını konsept tasarımlarla oluşturduktan sonra iş iskeleti, araçları ve oynanışı programlamaya döndü. Bunların çoğu doğal tekrarlar ile gerçekleşti. Oyun oynanışı ekle, bir etkinliğe git, oyunu sergile, geri dönüş al, eve dön ve yeni bir döngü. Bütün bunlara paralel hikaye, büyük resim ve oynanış üzerine de biraz çalıştım tabii ama bahsettiğim gibi ancak son zamanlarda içeriğe daha fazla odaklanabildim.

Şu an ise oyun hakkında isteklerim çok daha berrak, fakat yine de bazı unsurları bir hevesle değiştirebilirim.

Bu “incil”de oyunun hedef oynanış süresi var mıydı?

Hedef oynanış süresi en başından beri 20 saat idi.

Biraz Crafting Legends’tan bahsedelim. Neden ihtiyaç duydun? Kağıt üstünde bir isim mi? Yoksa Gerçek bir şirket mi?

Crafting Legends UG (haftungsbeschränkt / limited şirket diyebiliriz) gerçek bir şirket, Death Trash’i yayınlamak için kurdum.

deathtrash3

Bu şirkette James (Genelde ses konusunda çalıştığı James Dean) dışında birileriyle çalışmayı düşünüyor musun?

Eğer oyun yeterli geliri elde ederse, oyun üzerinde çalışmak için ikinci ya da üçüncü kişiler tutulabilir, böylece şirket muhtemelen büyür. Bir yazılımcı mesela, faydalı olabilirdi; böylece sanat ve yazım işlerine daha fazla odaklanabilirdim. Ama birkaç insandan daha fazlasının çalıştığı bir şirkete sahip olmayı hayal bile edemiyorum…

Peki Saftladen? Hala devam ediyor mu?

Saftladen son hızıyla devam ediyor.

Nasıl gidiyor?

Geçen yıl sayımızı arttırdık ve şimdi burada Kreuzberg’te iki kata yayıldık.

Ya sen, bu müşterek (kolektif) ofise nasıl dahil oldun?

Bu insanların burada, Berlin’deki farklı etkinliklerden beni tanıması vesilesiyle davet edildim.

deathtrash4

Saftladen daha iyi işler çıkarmana fayda sağlıyor mu? Kodlama, pazarlama, sanat tasarımı vs. gibi konularda diğerlerinden yardım alıyor musun? Yoksa ev arkadaşı olmak gibi mi?

İşlerimize doğrudan yardımcı olmuyoruz fakat her zaman geri dönüş var, iş bilgisi paylaşımı, etkinlik ve fırsatları haber verme vs. Ayrıca insani düzeyde güvendiğin insanlarla beraber olmak çok faydalı. Aynı hobiyi paylaşan coşkulu arkadaşlarla aynı ortamda olmak gibi sanırım. Üretkenlik için zorunlu ihtiyaç değil tabii ki, fakat refah için iyi.

Bağımsız oyun geliştiricilerin sektörle ve birbirleriyle bağı olduğunu düşünüyor musun? Yoksa bağımsız oyun geliştiriciler, ayrı ayrı, kendi mikroklimalarında mı yaşıyorlar?

Her türden çeşitlilik var. Kalıcı olarak burada olan, sürekli sahnede olan geliştiriciler de var ama burada olup pek iletişim kurmayan da. Sürekli insanlar gelip geçiyor, bir, iki yıl burada yaşayıp gidiyorlar. Bütün bunları bağlayan şey Twitter gibi gözüküyor.

deathtrash5

Birkaç macera (adventure) oyunu da yaptın. Senin için tür önemli mi? Favori oyunların neler?

Macera oyunlarını seviyorum. Güçlü anlatım odaklıdır, bu da sevdiğim şey ayrıca çoğu atmosferik ve nüktedandır. Favorilerim “Monkey Island” gibi Lucas Arts maceraları ve “Longest Journey” oyunları. Ama birçok türü severim. Macera oyunları benim küçük oyun projelerim için çok uygun ayrıca diyalog tabanlı oyunlar için araç yapıyordum ve 2D sanat öğreniyordum. Bunlar için iyi bir kombinasyon.

Rotten Flesh! metal-archives.com’da bu grubun eski elemanı olarak adını gördüm. 2005’e kadar vokallerdeki eleman sana benziyor sen misin?

Evet Rotten Flesh adlı death metal grubunda vokal, aynı zamanda kurucu üyeydim. Buna ve Death Trash’e baktığınızda etli (fleshy) bir tema görürsünüz. Ama aradan yıllar geçti, bu sırada başka temalarla da ilgilendim.

Neden çıktın?

Başka ilgilerime yönelmek için çıktım diyebilirim ama aslen “World of Warcraft”.

Favori grupların neler?

Favorilerim Six Feet Under ve Bolt Thrower ama bu günlerde oyun üstünde çalışırken çoğunlukla atmosferik black metal dinliyorum.

deathtrash6

Berlin’de sektöre dahil olmak isteyen insanlara söylemek istediğin bir şey var mı?

Berlin çok hoş bir şehir, hayat dolu. Bazen sert ve kirli de olsa şehrin coşkusundan hoşlanıyorum. Oyun yapan insanlardan Berlin’e taşınmakla ilgilenenler için: Bence bunun için mükemmel bir konum haline geliyor. İçinde yaşamak için iyi bir şehir, çalışmak için Yager, Ubisoft gibi büyük şirketler ve arkadaş edinmek için birçok bağımsız geliştirici var. 2 ayda bir olan Talk & Play etkinliği oyunla ilgili herkese açık, çokça ziyaretçi alıyor, “berlingamescene.com” dan göz gezdirilebilir.

Stephan Hövelbrinks ve çalışmaları ile ilgili daha çok bilgi almak isterseniz: http://www.talecrafter.com

Instagram hesabına bir göz atmanızı tavsiye ederim. Eğer oyun geliştirme ile ilgileniyorsanız github hesabını da es geçmeyin. Point and click adventure (fare ile oynanan macera oyunları) sevenler ise Stephan’ın anlatımı hakkında fikir edinmek için Takume’ye bir göz atmalılar.

Saftladen yerli örneklerini görebilmek ve yaratıcı insanların gelişimine katkı sağlayacak düzenli etkinliklerin artması ümidiyle. Görüşmek üzere.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

10
10 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Galb Galb
9
Galb
Nezih Nezih
2
Nezih
Yogardık Yogardık
0
Yogardık
Öpük Öpük
0
Öpük
Ayıb Ayıb
0
Ayıb
Kırdın Kırdın
0
Kırdın

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir